sakızlı

muhallebi...
sergüzeşt.
çaba yoksa, soğan boşadır. son.
detective(9)

yeni kahvaltıcılar

bal kaymak filan. karaköydeki beşiktaştakine çok benziyor ama eminönü gibi kokuyor ve korkuyor. tatilde olmanın verdiği dayanılmaz rahadlığı yaşayan kimi homo sapiensler var ama ben de dört gün sonra giderim heralde. bugün yıllar sonra arbiyz yedim. rozbif o kıvırcık patatesler beşiktaştakine benziyor. önce adımı yazdırdım sonra kafamı yardırdım kamikaze misali. aklım başıma geldi o sırada. gezegen timsali dönerkene yörüngemden fırladım ve kendimi the incident albüm kapağındaki elin arkasındaki gözün sahibinin beynindeki nöranlarla aynı boyutlarda hisettim. nedir bu biliyor musun? kinder süpris. soul kitchen. yemeklerin hayatta kattığı şey sadece güzelliktir karnımızı bir snickers da doyabilir pek tabii. ama sanat o tabağın ortasında şefin gözlerinin yansımasından öteye gitmez. orada ruha dokunan bir şeyler var göbek yapmıyor bebek de yapmıyor roket hiç yakmıyor fakat dizel daha iyiymiş burdan bi vurduk muydu ayvalık canım. ama en iyisi bisiklet tabi. yıldızlararası seyahat için kapıya yazdırıyormuşum ama öyle sıraya gir kapıya ulaş yazdır yalan. geceyi bekliyorum bütün hepsi gözüküyor uzak ya da yakın ne varki hem. birileri korktu kaçtı. tavuklar sadece ızgara güzeldir. kızartmayın onları. bu laflar boy boy girsin sana radioacitve toy. marulun üzerindeki tuzuz ve az buzlu sek bir radyo programından öteye gidemiyoruz. tesla seni kutsasın ve darwin sizi korusun. layıkıyla yapılan her edim bir sonraki eleştirinin sebzeleri oluyor onları güzel bir tavuğun garnitürü yapmak ise bana kalıyor. öpüjükler. billiii jiiin.

umutluluk(9)

naberdir.

mutluluk(8)

hemen yanılmayalım. mutluluk'u sekiz olarak kötü bir kılıfa sahip gibi görüp onu terk edenler çok fazladır. oysa ben onların yanlış baktığını iddia ediyorum. ve mutluluğun sekiz olmasını sebeplere bağlıyorum çünkü totaliter olmayın lan itler. sekiz kötülüğün timsalidir, dokuz ise her şeydir. en basitinden benim için öyle. neyse, sevgili ruh pastalarım mutluluk sekiz idir. çünkü o her yerde emek vermenin iyi olduğundan bahseden dingiller mutluluğun size vermek istediğ imesajı görmezden gelirsiniz. tüketici olduğunuzdan kuzucuklarım ben araştırdım sordum ondanmış. gülüp geçmek ile gülmeyi baklava kası çıkartma antrenmanına dönüştürmenin farkını bilmek belki herkes tarafından gerçekleştirilen bir eylem değil bilen bilir. böyleyken böyledir. konuya hemen dalıp bir çıkalım, sorunlu insanların çağında sabunlu insanların arkasında yaşan rakunlu insanlardan olmak istemiyorum. mutlu olmak isterim sanıyorum. hazırcı rakunlu insanlar, duygusal yatırımlarının esiri big mac gibi egosu olan ama her yöne dağılan bir legodan öteye gidemeyen kırmızı meyvelerdir. turunçgil olmak ise çok zahmetli oluyor biliyor musunuz? ama dokuz olduğundan çok mutlu ediyor. mutluluk ise sekiz olarak köprüden önceki son çıkıştır. ya gitmeyip mangal yapıyorsunuz ya da gidip cankan dinliyorsunuz. sonra boku mutluluğa atmamalıdır cankan'ı duyunca e o sekizdi falan. hayır mutluluk gizli özneye sahiptir. u'mutluluktur. bakış açısını değiştirenler görebilirler ormanın içindeki en notasal çiçeğin balta girmemiş otların çalıların dalların malların ardında olduğunu bildiğimize göre, kendi türüm adına utanıyor ve ben umutluluk'u seçiyorum. siz cankan dinleyin. ben daha mangal yapacağım bekliyorum.

ot obü s.

mesafe kondu, buluşamayızlar başladı. dlşgklşaskglşas.
iletilmedi yaa. böhüeğ.
ne güzelmiş çuvallama.

anesthetize

müziklidir.

turu

ncu güzel renk.

naber

iyidir senden?